Antalya'nın 30 km kuzeybatısındaki Karain Mağarası, Türkiye'nin bilinen en eski yerleşim alanlarından biridir. Neanderthal ve Homo sapiens kalıntıları bulunmuştur; ateş yakma, kemik alet yapımı ve avlanma izleri mağara katmanlarında belgelenmiştir.
M.Ö. II. yüzyılda Bergama Kralı II. Attalos tarafından kurulan Attalia, doğal limanı sayesinde kısa sürede Akdeniz'in önemli bir ticaret merkezi haline geldi. Roma döneminde kentin surları genişletildi; bugün hâlâ ayakta olan Hadrian Kapısı (M.S. 130) bu dönemin en görkemli yapısıdır.
Antik liman, günümüzde restore edilmiş haliyle yat limanı olarak kullanılmakta; ancak arkeolojik katmanların büyük bölümü henüz gün ışığına çıkarılamamıştır.
"Attalia, doğanın mimariye en güzel hediyesini sunduğu yerlerden biridir." — Strabon, Geographika
Bizans döneminde önemli bir piskoposluk merkezi olan kent, XII. yüzyılda Anadolu Selçukluları'nın eline geçti. Yivli Minare Camii (1230), Selçuklu mimari anlayışının Antalya'daki en olgun örneğidir.
Kesik Minare — aslen Roma tapınağı, ardından Bizans kilisesi, sonra cami — Antalya'nın çok katmanlı tarihinin tek bir yapıda cisimleşmiş halidir.
1423'te Osmanlı yönetimine giren Antalya, ticaret güzergahları üzerindeki konumu sayesinde gelişmeye devam etti. Tarihi çarşı dokusu, hanlar ve hamamlar bu döneme aittir.
Roma surları içinde kalan Kaleiçi mahallesi, Antalya'nın en özgün kentsel dokusunu barındırmaktadır. Dar sokaklar, ahşap cumbalı evler ve antik kalıntıların iç içe geçtiği bu alan, aynı zamanda yaşayan bir mahalledir.
Tescilli Yapı
642
Kaleiçi bölgesinde
Koruma Alanı
38 ha
Birinci derece
Restorasyon
%34
Tamamlanan oran
Aşırı turizm yükü, tarihi dokuyu taşıyabilecek kapasitenin çok üzerinde bir kullanım yoğunluğuna neden olmaktadır. Kaleiçi'ndeki konut işlevinin tamamen otel ve restoran işlevine dönüşmesi, otantik topluluk yaşamını ortadan kaldırmaktadır.
Tescilli yapıların %28'i ciddi yapısal sorun barındırmaktadır. Yavaş ilerleyen bürokratik süreçler, acil müdahaleyi geciktirmektedir.
Entegre koruma yaklaşımı; fiziksel müdahaleler kadar topluluk katılımını, ekonomik sürdürülebilirliği ve yasal çerçeveyi de kapsamalıdır.